7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi öncesinde neredeyse olağanüstü hâl ilan edildi.  Halkın yoksulluğu gecekondu mahallelerinin önüne dikilen panolarla örtülmeye çalışılırken emekçilerin sadece mücadeleleri değil, varoluşları bile yasaklandı. On binlerce köpek yaşam alanlarından koparıldı, toplama adı altında eziyet edildi ve akıbetleri bilinmiyor.İşportacıların tezgâhlarının ötesinde toplantı bölgesindeki neredeyse bütün işletmeler kapanmaya zorlanırken, günlerce ağır polis şiddetine rağmen en temel haklarını talep eden Özel Sektör Öğretmenleri Sendikasının açlık grevine özel yasak kararı dahi çıkarıldı. Ankara dışında Elazığ, Sakarya, Karabük ve Adana gibi birçok ilde de eylem ve etkinlik yasakları getirildi. Bu kapsamda 3 Temmuz’da Hendek işçi katliamı anması da engelleniyor. Siyaset ve eylem yasaklarının başlamasına günler kala NATO’ya karşı mücadelenin öznelerine, devrimcilere, sosyalistlere, feministlere, LGBTİ+’lara, akademisyenlere ve hatta çevreci STK’lara operasyon düzenlendi, 100’ün üstünde kişi tutuklandı.

Mücadele geleneği NATO askerlerini denize dökmekten gelen devrimciler, demokratlar ve siyasi hareketler bütün bu devlet şiddetinin tam da “NATO konsepti” olduğunu biliyor/biliyoruz. Tarihsel olarak NATO’nun işçi sınıfına ve özgürlük isteyen tüm halklara,toplumsal hareketlere karşı kurulduğunun; bugün de emperyalist kapitalist sistem içi çelişkilerle ABD-AB-İsrail çıkarları doğrultusunda dünyayı yeniden dizayn etmeye çalıştığının farkındayız. Ukrayna aracılığıyla Rusya ile savaşın önünü açan NATO güçleri, Suriye’de kadınlara, Kürtlere, Dürzilere ve Alevilere karşı suç işleyen cihatçı selefi HTŞ’yiiktidara taşırken, Filistin’de İsrail’in yaptığı soykırımı destekliyor. “NATO konsepti”nin AB ülkelerindeki uygulaması ise Filistin ile dayanışmak için sokağa çıkan yüz binlerce insana yönelen polis şiddeti ve tutuklamalar oluyor. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik son birkaç aydır yürüttükleri saldırılar ise Ankara’da yapılacak NATO toplantısının hedeflerini işaret ediyor.

NATO içindeki tartışma, ABD’nin silah sermayesinin ihtiyaçları gereği tüm AB’yi ve İngiltere’yi NATO harcamalarına daha çok destek olma şartıyla akıllı silahları NATO üyelerine satmaya çalışmasıyla görünür oluyor. AB, ABD’nin bu baskısına direnç gösterirken,AKP iktidarı Gazze’deki soykırım karşısında somut hiçbir tepki göstermediği İsrail ileOrtadoğu’da ABD’nin ileri karakolu olma rekabetinde öne geçmek için siyasi/diplomatik girişimlerine hız veriyor, bölgede ve ülke içinde yeni savaş tehditlerinin tetikçisi olmaya hazırlanıyor. Bununla birlikte savunma sanayi Ar-Ge’sine devlet bütçesinden devasa paylar ayırırken, bu yüklü bütçe ile jet motoru almaya çalışıyor.

Milliyetçi İslamcı militarizmi her daim iktidarının temel ayağı yapan AKP iktidarının NATO içinde ABD’nin Ortadoğu’daki sınır jandarması görevini üstlenmesi, Kürt özgürlük hareketinin barışı inşa etmek için silahları kalıcı olarak susturma kararına rağmen hiçbir yasal adım atılmamasıyla birlikte değerlendirilmeli. Ankara’daki NATO toplantısının sonuçlarının barış sürecinin önünde ciddi bir engel oluşturacağını bilerek, biz, Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi olarak, kadın hareketlerinin ve feminist hareketlerin tüm dünyada NATO’ya, silahlanmaya ve emperyalist yayılmacılığa karşı mücadele geleneğini sahipleniyoruz. 1981’de Galler’de nükleer silah tesisinin nükleer savaşta hedef olmak anlamına geleceğini söyleyerek yıllar boyunca örgütledikleri Greenham Common Kadın Barış Kampı’nın gösterdiği yoldan NATO’ya ve silahlanmaya karşı sesimizi yükseltiyoruz. Biz yaşadığımız topraklarda barışın ve demokrasinin inşası için mücadele ederken Türkiyenin sınır ötesinde de emperyalist çıkarların temsilcisi olarak savaş politikalarının parçası olmasını kabul etmiyoruz. Türkiye’nin NATO’dan çıkmasını, NATO üslerinin derhal kapatılmasını ve silahlanmaya son verilmesini istiyoruz. Ve NATO tutuklularının derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz.

Bugün ihtiyacımız olan, yeni NATO konsepti içinde yeni silahlanma ve savaş politikalarıyla daha fazla katliam, kadınlara karşı işlenecek daha fazla savaş suçu, daha fazla yoksulluk ve sömürü değil, enternasyonalist dayanışmanın ve kadın dayanışmasının yükseltildiği, geçen yıl bugünlerde 11 Temmuz’da yakılan silahlarla Kürt özgürlük hareketinin attığı barış ve demokratikleşme adımına Meclis içinden yasal düzenlemelerle verilecek yanıttır.

Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi

WhatsApp Image 2025-04-29 at 12.24.49

Barışa İhtiyacım Var

You have been successfully Subscribed! Ops! Something went wrong, please try again.

iletişim

kadinlarbarisikonusuyor.2025@gmail.com

Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi © 2025